Hiç bir insan anne-babasından daha fazlası olmaz. Bu söszler bir edebiyat hocasının sözleri. Aslında klasik hep edebiyat hocaları bunkarı söyler. Ama bazılarının sıradan olmadıgını, sisteme karsı gelebildigini gördüm.kendince bir hikayesi var. Özgürlesmesinin hikayesi. Belki önemsiz,belki sıradan; ama onu toplumda saygı görüp,böbürlenmesi için yeterli. Kimse bilmez hikayesini ögrencileri dısında ama bakıslarındaki küçümsemeden belli olur:”Ben sıradan,anne-babam gibi olmadım.”.

Her zaman beni komusturmaya çalısır ama “umursamaz ben” kendi dünyamı kimseyle paylasmam.o bana kopya çektirir, bana karısmaz bilir, ne yaparsam yapayım mutlaka düsük not alcam. Geldi yanıma,” Bana bir yazı yaz, bu dersi düsünme”. Güzel teklifti benim kafamı kurcalıcak kadar. Sonra yanıma gelir,” Ali kemal hala anlamıyosun demi. Bak arkadasların sana nasıl bakıyor.

-umursamazca!

-Hayır,senden bir seyler bekliyorlar.tek bir cümle bile yeter onlara. Bu insanlar kafandakileri bilmeselerde senin ne hissettigini anlıyorlar. Onları küçümseme bir sans ver. Mavra at, palavra at;ama bir tepki ver. Onlara sanra bak ne gördügüne.insanların senden bekledigi gibi davran. Herv insana farklı rol yap, ama onları memnun et. Amaç olmadan, beklenti olamadan.

Denedim ve bir yazıyla tüm bunlara giris yaptım. Anlamsız,saçma,karısık, hatalı bir yazı. Ama mukemmel bir tarifti…

KENDİ’M

05.05.2010    19.50

Bence insanlar birer bilgisayar programı.sadece kendilerine verilen görevi yerine getiriyorlar. Getiremediklerinde ise hata veriyorlar yani bahane uyduruyorlar. Eger  bahane uydurmayıp, dogru söylüyorsa hatsını düzeltip, eninde sonunda görevini tamamlıyorlar. Tıpkı bir bilgisayar programı gibi.

Bence insanlar bilgisayar programı çünkü kendi’lerinden baskası olamıyorlar. Kendilerini büyüten kültürün dısına dısına çıkamıyorlar.bir insanı,bir sevgiliyi,b,r kardesi,veya bir anneyi seviyorlar. Ama hiçbir zaman karsılarındakini tam olarak anlamak istemiyorlar. Sadece sevdigini zannettikleri insanların  “kendi” beyinlerindeki yansımasını seviyorlar ve biliyorlar. Bu yansımayı olustursn ayna kırıldıgında sevgi denen davranıs biçimi yok olur.

Bence insanlar bir bilgisayar programı, çünkü “kendi”lerini yaratan tanrının varlıgından ve gücünden haberleri yok.çünkü bir bilgisayar gibi bellegine yazıkları verinin ne oldugu hakkında hiç bir bilgisi ve çabası yok. Eger insanların ‘kendi’lerini yaratan tanrıya inansalardı,tanrılarının kendilerinin her hareketini izledigi ve not veridigini bilirdi. Bunu bildigi halde tanrının kurallarını çignemezdi. Tıpkı bir bilgisayar gibi . neden tanrıyı göremiyoruz, tanrını görevi ne, Dante hikayerindeki seytan ve meleklerin çarpısmasını mı izlemek , yoksa yaptıgımız hatalara bakıp dizi izler gibi bize gülmek mi?

Bence insanlar birer bilgisayar.öylesine bir bilg,sayar ki yılardan beri hep aynı teknlojiyi kullanan;hep aynı sorunları ,aynı hataları tekrar tekrar veren ,’ kendi’lerini gelistirdiklerini zanneden bencil bir bilgisayar.

Hayır! Hayır! İnsanlar bir bilsayar olamaz. Bencil olamaz. Asla! Yinede bir umut var. Her zaman bir umut vardır. Eger insanlar bir bilsayar olsaydı ben,’kedim’, kendi  fikirlerimi  kendim çürütmezdim.  Kendi kendime, kafamdaki birbirinden farklı kisilklerle konusup,bundan haz almazdım.

Bence insanlar bir bilgisayar programı olsalardı, ben kendi’m,Ali Kemal;insamların en gelismis  ve hata vermeyen versiyonu olurdum.

Matrix filmindeki Neo hiç bir zaman kendini saran ve tutsak yapan ve enerjisini emen sanal dünyadan, Matrix’ten kurtulamazdı.

Ali Kemal ÖCALAN